Makalede, Diyarbakır Suriçi’nde neoliberal kültürel stratejiler ekseninde şekillenen soylulaştırma süreci ve bu sürecin mekânsal biçimleri ile sosyo-mekansal ilişkileri nasıl dönüştürdüğü, bu dönüşüm sırasında kültürel ve sanatsal faaliyetlerin bir kültür politikası olarak nasıl araçsallaştırıldığını ortaya koymak amaçlanmıştır. Soylulaştırma dalgalarının zaman içerisinde geçirdiği dönüşüm irdelenerek, sanatın soylulaştırma sürecindeki rolü, neoliberalizm öncesi ve neoliberalizm sonrası olmak üzere iki evrede ele alınmıştır. Tüketim ve yaşam biçimi tercihlerine bağlı olarak gerçekleşen neoliberalizm öncesi talep odaklı evrede sanatın, soylulaştırma sürecine mikro ölçekte etkiler gösterdiği ortaya konmuştur. Üretim ve arz odaklı gerçekleşen neoliberalizm sonrası evrede ise sanat, kamusal alanı makro ölçekte şekillendiren devlet ve sermaye gruplarının çerçevesini çizdiği kültür politikalarının önemli bir parçası haline gelmiştir. Makale, nitel araştırma yöntemlerinden eleştirel söylem analizi metodunu kullanarak Diyarbakır Suriçi soylulaştırma sürecinin, kültür politikalarının bir parçası olan Sur Kültür Yolu Festivali aracılığıyla nasıl pekiştirildiği, yerinden edilme, dışlama, hafızasızlaştırma ve yeni bir hafıza inşa etme pratiklerinde nasıl bir işlev gördüğünü ortaya koymayı hedeflemektedir.
The article aims to reveal how the gentrification process shaped by neoliberal cultural strategies in Diyarbakır’s Suriçi districthas transformed spatial forms and socio-spatial relations, and how cultural and artistic activities were instrumentalized as a cultural policy during this transformation. By examining the evolution of successive waves of gentrification over time, the role of art in the process is addressed in two phases: pre-neoliberalism and post-neoliberalism. in the pre-neoliberal demand-oriented phase, which is shaped by consumption and lifestyle preferences, it was demonstrated that art had micro-scale effects on the gentrification process. In the post-neoliberal phase, which is production and supply-driven, art became an integral part of cultural policies framed by the state and capital groups that shaped the public sphere on a macro scale. The article aims to reveal how the gentrification process in Diyarbakır's Suriçi district has been reinforced through the Sur Cultural Route Festival, which is part of cultural policies, using the critical discourse analysis method from qualitative research methods, and what role it plays in practices of displacement, exclusion, erasure of memory, and construction of a new memory.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Görsel Sanatlar (Diğer) |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 11 Eylül 2025 |
| Kabul Tarihi | 26 Kasım 2025 |
| Erken Görünüm Tarihi | 11 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 22 Ocak 2026 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2026 Sayı: 35 |
This work is licensed under a Creative Commons Attribution 4.0 International License.