Osmanlı Devleti’nde tarım ve hayvancılık devletin kuruluşundan itibaren önemli bir rol oynamış ve bu iktisadi yapı birtakım değişiklikler geçirerek 19. yy.a erişmiştir. Devletin önemli gelir kaynaklarından biri olan hayvancılığa bakıldığında 19. yy.ın sonunda hayvan varlığının 24.800.000 civarında olduğu görülmektedir. Bu hayvan varlığının yaklaşık 19.800.000’i küçükbaş, 5.000.000’u ise büyükbaş hayvanlardan oluşmaktaydı. Devletin son yıllarına kadar tarım sektörünün bir alt kolu olarak önemini koruyan hayvancılığın özellikle 19. yy.ın son çeyreğinden itibaren çeşitli hayvan hastalıklarıyla mücadele etmek zorunda kaldığı görülmektedir. Bu hastalıklardan biri de özellikle 1877 – 1878 Osmanlı – Rus Savaşı’ndan sonra Anadolu’da salgın halini alan sığır vebası veya diğer bir ifadeyle vebâ-yı bakarî idi. Sığır vebası özellikle 1880’lerden sonra başta İstanbul olmak üzere tüm Anadolu coğrafyasını etkilerken Osmanlı Devleti de bu hastalıktan kaynaklı kaybı en aza indirmek için çeşitli tedbirler almıştır. Bunlardan bazıları hastalığa karşı risale yayımlamak şeklinde ortaya çıkarken bazıları da yasal mevzuat olarak belirmiştir. 5 Ocak 1893 tarihinde yürürlüğe giren Zabıta-i Sıhhiye-i Hayvaniye Talimatnamesi ile 17 Aralık 1913 tarihinde yürürlüğe giren Zabıta-i Sıhhiye-i Hayvaniye Kanunu Muvakkati bu yasal mevzuatı oluşturmaktadır. Devlet, ayrıca 1914 yılında da bu geçici kanuna istinaden Zabıta-i Sıhhiye-i Hayvaniye Talimatnamesi’ni yayımlamıştır. Osmanlı Devleti, bu tür yasal düzenlemelerle hayvan kaybını en aza indirmek isterken aynı zamanda önemli bir ekonomik kaynak grubunu da korumak istemiştir.
Bu çalışmanın, özgün bir çalışma olduğunu; çalışmanın hazırlık, veri toplama, analiz ve bilgilerin sunumu olmak üzere tüm aşamalarından bilimsel etik ilke ve kurallarına uygun davrandığımı; bu çalışma kapsamında elde edilmeyen tüm veri ve bilgiler için kaynak gösterdiğimi ve bu kaynaklara kaynakçada yer verdiğimi; kullanılan verilerde herhangi bir değişiklik yapmadığımı, çalışmanın Committee on Publication Ethics (COPE)' in tüm şartlarını ve koşullarını kabul ederek etik görev ve sorumluluklara riayet ettiğimi beyan ederim. Herhangi bir zamanda, çalışmayla ilgili yaptığım bu beyana aykırı bir durumun saptanması durumunda, ortaya çıkacak tüm ahlaki ve hukuki sonuçlara razı olduğumu bildiririm. Hakem Değerlendirmesi : Dış bağımsız. Çıkar Çatışması : Yazarlar çıkar çatışması bildirmemiştir. Finansal Destek : Yazarlar bu çalışma için finansal destek almadığını beyan etmiştir.
Destekleyen herhangi bir kurum yoktur.
Agriculture and animal husbandry played a crucial role in the Ottoman Empire from its inception, and this economic structure underwent significant changes by the 19th century. Considering animal husbandry, which was one of the essential sources of income of the state, it has been seen that at the end of the 19th century, the number of livestock was around 24.800.000. Approximately 19.800.000 of these livestock were ovine, and 5.000.000 were bovine. It has been seen that animal husbandry, which maintained its importance as a sub-branch of the agricultural sector until the last years of the state, had to struggle with various animal diseases, especially from the second quarter of the 19th century. One of these diseases, cattle plague, or in other words, Veba-yı bakarî, became an epidemic in Anatolia, especially after the Ottoman-Russian War of 1877-1878. While the cattle plague affected Anatolian geography, especially Istanbul, after the 1880s, the Ottoman Empire took various measures to minimize the loss caused by this disease. The Zabıta-i Sıhhiye-i Hayvaniye Talimatnamesi [Instruction], which came into force on 5 January 1893, and the Zabıta-i Sıhhiye-i Hayvaniye Kanunu Muvakkati, which took effect on 17 December 1913, constituted this legal legislation. Based on this temporary law, the state also issued the Zabıta-i Sıhhiye-i Hayvaniye Talimatnamesi in 1914. While the Ottoman Empire sought to minimize livestock losses through such legal regulations, it also aimed to protect a vital group of economic resources.
I declare that this study is original; that I have acted by the principles and rules of scientific ethics at all stages of the study, including preparation, data collection, analysis, and presentation of information; that I have cited sources for all data and information not obtained within the scope of this study and included these sources in the bibliography; that I have not made any changes in the data used, and that I comply with ethical duties and responsibilities by accepting all the terms and conditions of the Committee on Publication Ethics (COPE). I hereby declare that if a situation contrary to my statement regarding the study is detected, I agree to all moral and legal consequences that may arise. Peer-review : Externally peer-reviewed. Conflict of Interest : The authors have no conflict of interest to declare. Grant Support : The authors declared that this study has no financial support.
| Primary Language | Turkish |
|---|---|
| Subjects | Late Modern Ottoman History |
| Journal Section | Research Article |
| Authors | |
| Publication Date | September 15, 2025 |
| Submission Date | January 21, 2025 |
| Acceptance Date | May 3, 2025 |
| Published in Issue | Year 2025 Issue: 26 |
Indexes
SCOPUS, TÜBİTAK/ULAKBİM TR DİZİN [SBVT]
INDEX COPERNİCUS [ICI], ISAM, SOBIAD and Scilit.

Unless otherwise stated, the articles published in our magazine are licensed under the Creative Commons Attribution 4.0 International (CC BY 4.0) license. All authors and translators who submit texts for publication in the journal are expected to be the sole copyright holders of the submitted text or to have obtained the necessary permissions. By submitting texts to the journal, authors and translators implicitly accept that these texts will be licensed under CC BY 4.0 unless explicitly stated otherwise to the editors at the outset.