يتناول البحث دليلاً أصولياً مضمونه أن جريان التعامل بين الناس على أمور معينة دون أن ينكر عليهم العلماء عبر العصور يدلُّ على مشروعيتها. وتكمن أهمية البحث في أن هذا الدليل لم ينل حقه من الدراسة والاعتناء، مما اقتضى تناوله بالتحليل لبيان طبيعته، وصلته بالأدلة والمصطلحات الأصولية الأخرى، وشروط صحة الاستدلال به، ونطاق العمل به، ومصير الاستدلال به في الواقع المعاصر. وقد استخدم الباحث المنهج الاستقرائي التحليلي من خلال استقراء ما ذكره العلماء من مسائل أطبق عليها الناس دون نكير، وتحليلها والتعليق عليها. وانتهى البحث إلى نتائج منها أن هذا الدليل صورة من صور الإجماع العملي، وأنه لا يشترط أن يكون العمل قد جرى به في عصر الصحابة والتابعين، وأنه يصح الاستدلال به في المسائل الاجتهادية، ويكون حينئذٍ حجةً ظنيةً، وأنه يثبت به الوجوب والندب والإباحة، وأن الاستدلال به يقتصر على المسائل الدينية دون العادات الدنيوية، وأنه يمكن الاستدلال به الآن على مشروعية أمور كثيرة تعارف الناس عليها؛ مع وجود عقبات تقف في طريقه، أهمها عدم تسليم المخالف به إذا كان من الفرق المبتدعة أو من الحداثيين؛ لِعدم تسليم هؤلاء بعصمة الأمة الإسلامية، يضاف إلى ذلك صعوبة التمييز بين من يُؤبَه بإنكاره ومن لا يُلتَفَت إلى رأيه في واقعنا؛ لأن المناصب المتعلقة بالإفتاء والاجتهاد كثيراً ما يشغلها من ليس أهلاً لها.
Bu araştırma, insanların belirli hususlarda uzun bir dönem boyunca uygulama birliği içinde olmaları ve bu uygulamalara âlimler tarafından herhangi bir itiraz yöneltilmemesi durumunun, söz konusu fiillerin meşruiyetine delalet ettiği şeklindeki usûlî bir delili ele almaktadır. Çalışmanın önemi, bu delilin klasik usûl literatüründe yeterince incelenmemiş ve hak ettiği ilgiyi görmemiş olmasından kaynaklanmaktadır. Bu nedenle araştırmada, söz konusu delilin mahiyetinin, diğer usûlî delil ve kavramlarla ilişkisinin, onunla istidlalin geçerlilik şartlarının, uygulanma alanlarının ve çağdaş dönemdeki istidlal değeri ve işlevinin tahlil edilmesi amaçlanmıştır. Araştırmacı, konuyu ele alırken istikrâî ve tahlilî yöntemi benimsemiş; âlimlerin “insanların üzerinde ittifak edip itirazsız sürdürdükleri” uygulamalara dair aktardıkları örnekleri derleyip incelemiş, bunları çözümleyerek değerlendirmelerde bulunmuştur. Çalışmanın ulaştığı sonuçlar arasında şu hususlar öne çıkmaktadır: Bu delil, amelî icmâın bir türünü teşkil etmektedir. Delilin geçerliliği, söz konusu uygulamanın mutlaka sahâbe veya tâbiîn döneminde ortaya çıkmış olmasına bağlı değildir. Bu delil, ictihadî meselelerde kullanılabilir nitelikte olup, bu durumda zannî bir hüccet değerindedir. Ayrıca bu delil aracılığıyla vücûb, nedb ve ibâha hükümleri tespit edilebilir. Bununla birlikte, istidlal alanı dînî meselelerle sınırlı olup, örfî ve dünyevî alışkanlıklar bu kapsama dahil değildir. Araştırmada ayrıca, bu delilin günümüzde insanların üzerinde ittifak ettikleri birçok hususun meşruiyetine delil teşkil edebileceği sonucuna ulaşılmıştır. Ancak bu delilin uygulanabilirliğini sınırlayan bazı engeller de mevcuttur. Bunların başında, bid‘at ehli veya modernist çevreler gibi, İslâm ümmetinin mâsumiyetine inanmayan grupların bu delili reddetmeleri gelmektedir. Ayrıca günümüzde fetva ve ictihad makamlarında ehil olmayan kişilerin bulunması sebebiyle, “itirazına değer verilen kişi” ile “görüşüne itibar edilmeyecek kişi”yi ayırt etmenin güçleşmesi de önemli bir problem olarak tespit edilmiştir.
Fıkıh Usûlü Deliller Şer’î Hüküm Ümmetin Uygulaması Kötülüğü Engelleme.
| Birincil Dil | Arapça |
|---|---|
| Konular | İslam Hukuku |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 13 Ekim 2025 |
| Kabul Tarihi | 22 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 1 Ocak 2026 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 12 Sayı: 17 |