In his work Tractatus Theologico-Politicus, in which he examines theological issues such as revelation, prophecy, and miracles, Spinoza was accused by Jewish and Christian circles of denying the existence of God and rejecting established religious traditions. However, without understanding Spinoza’s historicist paradigm in approaching the Tanakh, it is difficult to make accurate inferences regarding the theologian aspect of his thought. Unless the codes of historicism he develops in the work are carefully interpreted, it becomes almost inevitable to classify him as atheist, materialist, naturalist, or deist. Although Spinoza asserts that the biblical text has been corrupted, he still acknowledges its divine origin. In Tractatus Theologico-Politicus, Spinoza does not deny the existence of God, revelation, or prophecy. A careful examination of Spinoza’s historicist paradigm reveals that his critique is not directed at the original, divine content of the religious concepts in the sacred text, but rather at the altered meanings these concepts have acquired through cultural and religious processes within Jewish and Christian traditions. Spinoza can be regarded as the first philosopher to interpret the Tanakh from a secular perspective. This article aims to present Spinoza’s historicist approach to the sacred text in Tractatus Theologico-Politicus, which largely accounts for the accusations of heresy directed at him.
Vahiy, peygamberlik ve mucize gibi teolojik konuları irdelediği Teolojik Politik İnceleme (Tractatus Thelogico-Politicus) adlı eserinde Spinoza, Yahudi ve Hıristiyan çevreler tarafından Tanrı'nın varlığını ve mevcut dini geleneği reddetmekle suçlanmıştır. Ancak Spinoza’nın Kitab-ı Mukaddes metnine olan bakışındaki tarihselci paradigma anlaşılmadan yazarın teolojik yönüyle ilgili sıhhatli çıkarımlar yapmak zordur. Düşünürün eserinde ortaya koyduğu tarihselciliğin kodları çözülmeksizin kendisinin ateist, materyalist, panteist veya deist gibi nitelemelerle tekfir edilmesi kaçınılmaz olmaktadır. Kutsal Kitap’ın tarihselliğini vurguladığı eserinde Spinoza metnin tahrif edildiğini iddia etse de, onun ilahi bir kökene sahip olduğunu kabul etmektedir. Spinoza Teolojik Politik İnceleme’de Tanrı'nın varlığını, vahyi ve peygamberliği inkar etmemektedir. Spinoza’nın tarihselci paradigması dikkatle incelendiğinde, düşünürün eleştirisinin kutsal metindeki dini kavramların özgün ve Tanrısal içeriklerine değil; bu kavramların Yahudi ve Hıristiyan gelenekleri içerisinde, kültürel ve inançsal süreçler boyunca uğradığı anlam kaymasına ve tahribata yöneldiği görülmektedir. Tüm bu yönleriyle Spinoza’nın bir filozof sıfatıyla Kitab-ı Mukaddes'i ilk defa seküler olarak yorumlayan kişi olduğu söylenebilir. Bu makalede Spinoza’nın tekfir edilmesine neden olan Teolojik Politik İnceleme’sinde ortaya koyduğu kutsal metne yaklaşımındaki tarihselcilik anlayışı aktarılmaya çalışılacaktır.
Bu çalışma, insan veya hayvan katılımcı/denek içermediği için etik kurul onayı gerektirmemektedir. Araştırma ve yazım sürecinde uluslararası akademik etik kurallarına uyulmuştur.
Yok
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Dini Araştırmalar (Diğer) |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 5 Aralık 2025 |
| Kabul Tarihi | 11 Ocak 2026 |
| Yayımlanma Tarihi | 30 Nisan 2026 |
| DOI | https://doi.org/10.52115/apjir.1836734 |
| IZ | https://izlik.org/JA69MZ25NH |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2026 Cilt: 10 Sayı: 1 |
Akademik Platform İslami Araştırmalar Dergisi Creative Commons Atıf-GayriTicari 4.0 Uluslararası Lisansı (CC BY NC) ile lisanslanmıştır.