İslâm medeniyeti, bilimsel ve kültürel cihetlerde hızla gelişim göstererek, bilhassa VIII. ve XIII. yüzyıllar arasındaki dönemde, bilgi ve birikiminin zirvesine ulaşmıştır. Bu başarının nedeni, İslâm dininin diğer semâvi dinlerden farklılık göstererek bilimi kucaklayıcı ve destekleyici bir ana karaktere sahip olmasıdır. Bu bağlamda, skolastik düşüncenin baskısı altındaki Ortaçağ Batı medeniyetinin aksine, İslâm inancında, özellikle kadınlar ve çocuklar gibi bakıma muhtaç bireylere özen gösterilmesi emredilmiştir. Dolayısıyla İslâm tababetinde, jinekoloji , obstetrik ve pediatri gibi özgün uzmanlık alanları oluşturulmuş, Ebû Bekr er-Râzi (ö. 313/925), Zehrâvî (ö. 404/1013), İbn Sinâ (ö. 428/1037) gibi pek çok ünlü hekim tarafından bu hususlar eserlerinde müstakil olarak ele alınmıştır. Ancak, aynı dönemde Avrupa’da uygulanan tıbbî yaklaşımlar incelendiğinde, İslâm tababetinin sahip olduğu derinliğin ve sistematikliğin bir benzerine rastlanılmamaktadır. İslâm’a kıyasla oldukça geri kalan Avrupa’da, kadın hastalıklarına dair Trotula külliyatı ve Rahibe Hildegard’ın çalışmaları öne çıkan nadir çalışmalardandır. Bu makale, iki medeniyetin kadın ve çocuk sağlığına olan yaklaşım farklılıklarını ele alacaktır.
Islamic civilisation developed rapidly in scientific and cultural aspects and reached the peak of its knowledge and accumulation, especially between the VIIIth and XIIIth centuries. The reason for this success is that the Islamic religion differs from other heavenly religions in that it has a main character that embraces and supports science. In this context, unlike the medieval Western civilisation, which was under the pressure of scholastic thought, the Islamic faith commanded to take care of individuals in need of care, especially women and children. Therefore, unique specialities such as gynaecology, obstetrics and paediatrics were established in Islamic medicine, and many famous physicians such as Abu Bakr al-Rāzi (d. 313/925), Zehrāwī (d. 404/1013) and Ibn Sinā (d. 428/1037) dealt with these issues in their works. However, when the medical approaches applied in Europe in the same period are analysed, there is nothing similar to the depth and systematicity of Islamic medicine. In Europe, which was quite backward compared to Islam, the Trotula corpus and Sister Hildegard's works on women's diseases are among the rare works that stand out. This article will discuss the differences between the two civilisations' approaches to women's and children's health.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Ortaçağ Tarihi (Diğer) |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 26 Mart 2025 |
| Kabul Tarihi | 14 Haziran 2025 |
| Erken Görünüm Tarihi | 14 Haziran 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 28 Temmuz 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 12 Sayı: 3 |