THE BIRTOF OTTOMAN CINEMA AND THE DESTRUCTION OF THE RUSSIAN MONUMENT IN AHYA STEPHANOS AS A TOOL OF PROPAGANDA
Abstract
With the invention of cinema, visual forms of expression across the world underwent a major transformation; this new art and communication tool was soon used effectively in many fields ranging from entertainment to propaganda, from memory construction to ideological transmission mechanisms. The Ottoman Empire was not left behind in this transformation; from the first film screening in 1896, cinema aroused interest among the public and attracted the attention of the ruling elite. However, the Ottoman view of cinema not only as a means of entertainment, but also as an apparatus of propaganda and ideological construction gained prominence in the early 20th century, especially at the beginning of World War I.
In this context, The Destruction of the Russian Monument at Ayastefanos, shot by Fuat Uzkınay on 14 November 1914, is noteworthy not only for being the first film shot on Ottoman soil, but also for the political and ideological messages it contains. The filming of the destruction of the Ayastefanos Monument, a symbolic structure of Ottoman-Russian relations, immediately after the declaration of war is directly related to the nationalist discourse of the period and is important in terms of showing how cinema was integrated into the narrative of a nation-state.
This article aims to examine the birth of Ottoman cinema within the political context of the period and to evaluate the film The Destruction of the Russian Monument at Ayastefanos as an example of early propaganda cinema. The film in question represents not only a technical beginning, but also the first step of historical memory and ideological representations constructed through a visual narrative.
Keywords
Osmanlı Sinemasının Doğuşu ve Propaganda Aracı Olarak Ayastefanos’taki Rus Abidesinin Yıkılışı
Öz
Sinemanın icadıyla birlikte dünya genelinde görsel anlatım biçimleri büyük bir dönüşüm yaşamış; bu yeni sanat ve iletişim aracı, kısa sürede eğlenceden propagandaya, bellek inşasından ideolojik aktarım mekanizmalarına kadar pek çok alanda etkin bir biçimde kullanılmaya başlanmıştır. Osmanlı İmparatorluğu da bu dönüşümden geri kalmamış; 1896 yılında yapılan ilk film gösteriminden itibaren sinema, hem halk nezdinde ilgi uyandırmış hem de yönetici elitin dikkatini çekmiştir. Ancak Osmanlı'da sinemanın yalnızca bir eğlence aracı olarak değil, aynı zamanda bir propaganda ve ideolojik inşa aygıtı olarak görülmesi, 20. yüzyılın başlarında – özellikle de I. Dünya Savaşı’nın başlangıcında – belirginlik kazanmıştır.
Bu bağlamda, 14 Kasım 1914 tarihinde Fuat Uzkınay tarafından çekilen Ayastefanos’taki Rus Abidesinin Yıkılışı, yalnızca Osmanlı topraklarında çekilen ilk film olması açısından değil, aynı zamanda içerdiği siyasi ve ideolojik mesajlarla da dikkate değerdir. Savaş ilanının hemen ardından, Osmanlı-Rus ilişkilerinin sembolik bir yapısı olan Ayastefanos Anıtı’nın yıkımının kayda alınması ve dönemin milliyetçi söylemiyle doğrudan ilişkili olması, sinemanın bir ulus-devlet anlatısına nasıl entegre edildiğini göstermesi bakımından önem taşır.
Bu makale, Osmanlı sinemasının doğuşunu, dönemin siyasal bağlamı içinde ele alarak, Ayastefanos’taki Rus Abidesinin Yıkılışı adlı yapımı erken dönem propaganda sineması örneği olarak değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Söz konusu film, sadece teknik bir başlangıcı temsil etmekle kalmayıp; aynı zamanda görsel bir anlatı üzerinden inşa edilen tarihsel hafızanın ve ideolojik temsillerin de ilk adımı olarak değerlendirilmektedir.
Anahtar Kelimeler