Sosyal Ağlarda Benlik Sunumuna Dair Bir Distopya: Black Mirror Dizisi Örneği
Öz
Günümüz dünyasında teknolojide yaşanan gelişmeler ve internet teknolojisinin getirdiği yenilikler, bireylerin benliklerini sosyal ağlarda sunmalarına olanak tanımaktadır. Benlik sunumu, bireylerin kendilerini diğerlerine karşı istediği şekilde gösterme çabası olarak tanımlanabilir. Bu noktada sosyal ağlar aracılığıyla benlik sunumu başka bir boyuta taşınmış, birçok çalışmaya konu olmuş ve önemli bir mesele haline gelmiştir. Benlik sunumu söz konusu olduğunda Amerikan sosyolojisinin önemli isimlerinden Erving Goffman’ın Günlük Yaşamda Benliğin Sunumu (Presentation of Self in Everyday Life) adlı eserinde ele aldığı unsurlar, bu konuda yapılan çalışmalar için araştırmacılara rehberlik etmektedir. Sosyal ağlarda özellikle fotoğraf paylaşımında gelinen nokta, benlik sunumlarında görsel ögelerin artan önemini gözler önüne sermektedir. Bu çalışmada da Goffman’ın benlik sunumunda belirlediği ilkelere göre bireylerin kendilerini ifade edebilme, diğerlerini etkileme ve yönlendirme çabaları değerlendirilmiştir. Bu çalışmaya konu olan Black Mirror (Kara Ayna) adlı TV serisi, teknolojinin gelecekte insan hayatında nasıl bir role sahip olacağına yönelik tahminlerde bulunurken; yaratacağı olumsuzlukları da ele alan bir distopyadır. Black Mirror dizisinin üçüncü sezon ilk bölümü Nosedive’de kurgulanan distopik toplumda, insanların günlük yaşamının her anında sergiledikleri performansı ve toplumsal statüyü belirleyen şey diğerlerinden aldıkları puanlardır. Bireylerin her davranışı diğerleri tarafından puanlanmaktadır. Bu tür bir toplum, benlik sunumunu her şeyin önüne koyan ve her davranışını ‘beğenilme’ arzusuyla yapan bireyler yaratmaktadır. Bu çalışmada Erving Goffman’ın benlik sunumlarını incelemek amacıyla geliştirdiği dramaturjik yaklaşım, Black Mirror dizisinin Nosedive bölümünün incelenmesinde yol gösterici olmuştur. Nosedive’ın ana karakteri olan Lacie’nin bölüm boyunca kendisini ‘performansına’ nasıl hazırladığı ve ‘rolünü’ iyi oynamak için neler yaptığı yani benliğini nasıl sunacağı noktasındaki çabaları ‘seyircilere’ gösteren kısımlar göstergebilimsel analizden yararlanılarak çözümlenmiştir. Dizide anlatılan distopik toplumun aslında bugün içinde yaşadığımız toplum yapısından çok da farklı olmadığı ve giderek daha da yapmacık bir toplum haline dönüştüğü ifade edilebilir.
Anahtar Kelimeler
Kaynakça
- Acar Şentürk, Z., & Fidan, Z. (2016). Inside Out (Ters Yüz) filminin iletişim mesajları açısından değerlendirilmesi. Uluslararası Hakemli İletişim ve Edebiyat Araştırmaları, 10, 326-343.
- Akmeşe, Z., & Deniz, K. (2017). Stalk, benliğin izini sürmek. Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Düşünceler Hakemli E-Dergisi, 8, 23-32.
- Altınkaya, M. T. (2016). Frankfurt Okulu’nun (aydınlanma eleştirisi) penceresinden: “The Road”, “Snowpiercer”, “Cloud Atlas” filmleri özelinde distopyalar. SineFilozofi, 1(1), 85-112.
- Aronson, E., Wilson, T. D., & Akert, R. M., (2012). Sosyal psikoloji (O. Gündüz, Trans.). İstanbul, Turkey: Kaknüs Yayınları.
- Barthes, R. (2009). Göstergebilimsel serüven (M. Rifat & S. Rifat, Trans.). İstanbul, Turkey: Yapı Kredi Yayınları.
- Binark, M., & Bayraktutan S. G. (2007). Teknogünlüklerdeki çok(lu) sessiz yaşamlar: Yeni medyanın sessiz enstrümanları- yeni orta sınıf gençlik. In İ. M. Binark (Ed.), Yeni medya çalışmaları (pp.147-175). Ankara, Turkey: Dipnot Yayınları.
- Debord, G. (2016). Gösteri toplumu (A. Ekmekçi & O. Taşkent, Trans.). İstanbul, Turkey: Ayrıntı Yayınları.
- Ertürk, Y. D. (2010). Davranış bilimleri. İstanbul, Turkey: Kutup Yıldızı Yayınları.
Ayrıntılar
Birincil Dil
Türkçe
Konular
İletişim ve Medya Çalışmaları
Bölüm
Araştırma Makalesi
Yayımlanma Tarihi
29 Haziran 2018
Gönderilme Tarihi
8 Mart 2018
Kabul Tarihi
7 Mayıs 2018
Yayımlandığı Sayı
Yıl 2018 Sayı: 54