Marx’s conceptualization of alienation is influenced by his predecessors Hegel and Feuerbach. However, Marx neither accepts these conceptualizations as they are nor makes a synthesis of them. Instead, he builds his original theory of alienation on the criticism of his predecessors’ views on the subject. As a result, Marx’s theory of alienation becomes materialistic, historical and social. The historical and social conditions Marx was in pointed to the capitalist mode of production and the alienation of the working class caused by it as the causes of unfreedom. In the Economic and Philosophic Manuscripts of 1844, he focuses on the wage worker’s alienation stemming from the labour process.
The purpose of this article is to present Marx’s critique of his predecessors in grounding the concept of alienation and his original contribution. For this, first of all, Marx’s criticisms of Hegel’s and then Feuerbach’s alienation theories will be explained. In this context, three points of criticism will be identified for each of them. Then, Marx’s theory of alienated labour will be discussed and the four aspects of the alienation of the worker will be examined. Based on Marx’s definition of alienated labour as forced labour, it will be argued that what causes alienation to productive activity, which Marx attributes a principal role compared to other aspects, is not division of labour or unpleasant work—or working conditions—but rather forced labour, which is a characteristic of the modes of production based on private property. The question of whether the alienation is specific to capitalism, which arises with this determination, may be a precursor for future studies.
Alienated labour Marx Hegel Feuerbach Alienation Forced labour
Marx’ın yabancılaşma kavramsallaştırması, kendinden önce gelen Hegel ve Feuerbach’tan etkilenir. Ancak Marx ne bu kavramsallaştırmaları olduğu gibi kabul eder ne de onların bir sentezini yapar. Bunun yerine, kendi özgün yabancılaşma kuramını öncellerinin görüşlerinin eleştirileri üzerine inşa eder. Böylece Marx’ta yabancılaşma kuramı materyalist, tarihsel ve toplumsal bir içerik kazanır. İçinde bulunduğu tarihsel ve toplumsal koşullar, özgür olmama halinin nedeni olarak Marx’ın karşısına kapitalist üretim tarzı ve onun sebep olduğu işçi sınıfının yabancılaşmasını çıkartır. 1844 El Yazmaları’nda ücretli işçinin emek sürecinden kaynaklanan yabancılaşmasına odaklanır.
Bu makalenin amacı, yabancılaşma kavramının temellendirilmesinde Marx’ın öncellerine eleştirisini ve kendi özgün katkısını ortaya koymaktır. Bunun için ilk önce Marx’ın Hegel’in, sonra da Feuerbach’ın yabancılaşma kuramlarına yönelik eleştirilerine odaklanılacaktır. Bu bağlamda öncellerin her birine yönelik üç eleştiri noktası tespit edilecektir. Ardından Marx’ın yabancılaşmış emek kuramı ele alınacak ve ücretli işçinin yabancılaşmasının dört veçhesi (dört ilişki) incelenecektir. Ayrıca Marx’ın yabancılaşmış emeği zorla çalışma olarak tanımlamasından hareketle, diğer veçhelere kıyasla temel bir önem atfettiği üretici etkinliğe yabancılaşmaya neden olan unsurun sıklıkla iddia edildiği gibi esasında iş bölümü ve hoş olmayan çalışma ya da çalışma koşulları değil, emeğin, özel mülkiyete dayalı üretim tarzlarında kazandığı zorla çalışma karakteri olduğu öne sürülecektir. Bu tespit ile birlikte ortaya çıkan, yabancılaşmanın kapitalizme özgü olup olmadığı sorusu gelecekteki çalışmalar için ön açıcı olabilir.
Yabancılaşmış emek Marx Hegel Feuerbach Yabancılaşma Zorla çalışma
| Birincil Dil | İngilizce |
|---|---|
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 30 Eylül 2022 |
| Yayımlanma Tarihi | 26 Aralık 2022 |
| DOI | https://doi.org/10.16953/deusosbil.1182181 |
| IZ | https://izlik.org/JA82JZ95LC |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2022 Cilt: 24 Sayı: 4 |
Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Aile Yılı Özel Sayısı Çağrısı
Sayı Editörü
Prof. Dr. NEBİYE KONUK KANDEMİR
Sevgili Araştırmacılar ve Değerli Yazarlar,
Aile, toplumun temel yapı taşıdır ve bireylerin gelişimi ile sosyal yaşamın şekillenmesinde kritik bir rol oynamaktadır. Aile yapıları ve dinamikleri, tarihsel, kültürel ve toplumsal faktörlerle şekillenirken, bu faktörlerin aile içerisinde yaşanan sorunları, ilişkileri ve güç dengelerini nasıl etkilediği büyük bir önem taşımaktadır. 2025 yılı "Aile Yılı" olarak ilan edilmesi, aile olgusunun daha geniş bir perspektiften ele alınmasını ve bu konudaki farkındalığın artırılmasını hedeflemektedir.
Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, "Cilt: 28 Sayı: Özel Sayı" olarak 2026 yılında yayımlanacak olan Aile Yılı Özel Sayısı'na yönelik makale çağrısında bulunmaktadır. Bu özel sayı, aile yapılarını, rollerini ve dinamiklerini inceleyen çalışmalara ev sahipliği yapmayı hedeflemektedir.
Aile ile ilgili çalışmalara olan ihtiyaç, yalnızca bireysel düzeyde değil, toplumsal düzeyde de açıktır. Son yıllarda, aile içi ilişkilerin sağlıklı bir şekilde sürdürülmesi, toplumsal cinsiyet eşitliği, kadın hakları, çocuk sağlığı ve eğitim gibi konular ön plana çıkmış, bu konularda yapılacak bilimsel araştırmaların önemi artmıştır. Aile Yılı Özel Sayısı'nın hazırlanması, bu kritik meselelerin sistematik bir biçimde incelenmesine ve topluma duyurulmasına olanak sağlayacaktır.
Bu özel sayı, aile dinamiklerini, ilişkilerini ve sorunlarını derinlemesine inceleyen, özgün ve yenilikçi çalışmaları bir araya getirerek, alanında önemli bir kaynak oluşturmayı hedeflemektedir. Ayrıca, uzmanların görüşleri ve çeşitli disiplinlerden gelen katkılar sayesinde, aile kavramına dair güncel bakış açıları sunulacak, toplumsal fayda sağlanacaktır.
Aşağıda, özel sayıda kabul edilebilecek (ama bunlarla sınırlı olmayan) güncellenmiş konular listesi yer almaktadır:
• Aile Yapıları ve Değişimi
• Geleneksel ve Modern Aile Rolleri
• Aile İçi İletişim ve İlişkiler
• Ailedeki Psiko-Sosyal Dinamikler
• Aile İlişkilerinde Kültürel Farklılıklar
• Evlilik ve Boşanma Dinamikleri
• Aile ve Çocuk Gelişimi
• Ebeveynlik Stilleri ve Çocuk Üzerindeki Etkileri
• Aile Ekonomisi ve Sosyal Politika
• Aileyi Etkileyen Toplumsal Değişimler
• Aile ve Eğitim İlişkisi
• Ailede Şiddet ve Koruma Mekanizmaları
• Aile İçi Sağlık ve Refah
• Kadınların Aile İçindeki Rolü ve Değişen Dinamikleri
• Kadın Hakları ve Aile İlişkileri
• Kadının Aile Üyeleriyle İlişkileri ve Güç Dinamikleri
• Ailede Cinsiyet Eşitliği
İki bağımsız anonim hakem tarafından değerlendirmeden geçecek makaleler, kabul edilmesi halinde, Aralık 2026'da yayımlanacak özel sayımızda yer alacaktır. Gelecek sayıların dolmuş olması ve süreçte makale yoğunluğunun bulunması nedeniyle dergimiz, özel sayı dışında makale kabulüne kapalıdır. Özel sayı dışında dergimize gönderilen makaleler iade edilecektir.
Saygılarımızla