Dürtme yöntemi ile oluşturulan kamu politikaları; sınırlı rasyonel bireyleri, kendileri ve toplum adına faydalı eylemlere ve kararlara yönlendirmeyi amaçlamaktadır. Bu nedenle çoğunlukla kamu otoriteleri ve dürtme teorisyenleri; etkili dürtme politikalarının tasarımı noktasında bireylerin rasyonalitesini sınırlandıran faktörlere odaklanarak, onların dürtme aracının kendisine yönelik algılarını geri planda tutmuştur. Ancak kamu politikaları tasarımında başvurulabilecek yeni bir araç olarak sunulan dürtme, teorik düzeyde üzerinde uzlaşı sağlanmış bir araç olmamakla birlikte; hedef kitlesindeki bireylerin demografik özelliklerinin, üyesi oldukları toplumun kültürel niteliklerinin farklılığı gibi pek çok etmen nedeniyle kendisine yönelik algı noktasında da farlılıklar arz eden bir araçtır. Dünyada vatandaşların dürtmeye yönelik algılarını ölçmeye odaklanan az sayıdaki akademik çalışmanın varlığı, Türkiye’den elde edilen verileri değerli kılmaktadır. Bu nedenle çalışmanın temel amacı Türkiye’de vatandaşların dürtme tekniği ile tasarlanmış farklı kamu politikalarına yönelik algılarını ölçmektir. Bu amaç doğrultusunda çalışmada, kota örnekleme yöntemi ile belirlenen 1051 kişi ile bir anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Ankette 5 farklı düzeydeki hükümet müdahaleleri doğrultusunda tasarlanan 15 farklı kamu politikasına yönelik vatandaşların onay düzeyleri irdelenmiş; bu düzeyler ile yaş, eğitim seviyesi, yaşanılan bölgenin nüfusu, medeni durum, gelir düzeyi ve politik konum arasındaki ilişki analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, Türkiye’de bireylerin onay düzeylerinin ortalama %74,05 olduğunu ve politikalar arasında fark göstermediğini ancak organ bağışına yönelik politikanın %62,80 ile en düşük onay oranına sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Aynı zamanda bireylerin eğitim seviyesi, yaşadıkları bölge ve yaşları ile politika onay düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Aynı ölçeğin uygulandığı ülkeler ile karşılaştırıldığında ise Türkiye ile aralarında belirgin bir farktan ziyade benzerlikler olduğu söylenebilir.
23401101
Bu çalışmaya verdikleri desteklerden dolayı Selçuk Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinatörlüğü'ne teşekkür ederiz.
The nudge method is used in public policies to guide individuals towards actions and decisions that benefit themselves and society. Public authorities and nudge theorists have mostly focused on the factors that limit individuals' rationality when designing effective nudge policies. However, the perceptions of individuals towards the nudge tool have been given less attention. Nudging is not only a tool that lacks theoretical consensus but also exhibits differences in perception due to factors such as demographic and cultural characteristics. There are limited academic studies focusing on measuring citizens' perceptions towards nudging, making data obtained from Türkiye valuable. The main objective of this study was to measure citizens' perceptions of different public policies designed with the nudge technique in Türkiye. A survey was conducted with 1051 respondents selected through quota sampling. The survey analyzed citizens' approval level towards 15 different public policies designed in line with government interventions at 5 different levels and explored the relationship between these levels and various demographic factors. The findings revealed that the average approval level of individuals in Türkiye is 74.05%, with no significant difference between policies. The policy on organ donation had the lowest approval rate at 62.80%. Additionally, there was a significant relationship between individuals' education level, the region they live in, their age, and their level of policy approval. When compared with other countries, it was found that there are more similarities than significant differences with Türkiye.
23401101
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Politika ve Yönetim (Diğer) |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Proje Numarası | 23401101 |
| Gönderilme Tarihi | 1 Nisan 2024 |
| Kabul Tarihi | 12 Haziran 2024 |
| Yayımlanma Tarihi | 15 Eylül 2024 |
| DOI | https://doi.org/10.16953/deusosbil.1461956 |
| IZ | https://izlik.org/JA36LN26WT |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2024 Cilt: 26 Sayı: 3 |
Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Aile Yılı Özel Sayısı Çağrısı
Sayı Editörü
Prof. Dr. NEBİYE KONUK KANDEMİR
Sevgili Araştırmacılar ve Değerli Yazarlar,
Aile, toplumun temel yapı taşıdır ve bireylerin gelişimi ile sosyal yaşamın şekillenmesinde kritik bir rol oynamaktadır. Aile yapıları ve dinamikleri, tarihsel, kültürel ve toplumsal faktörlerle şekillenirken, bu faktörlerin aile içerisinde yaşanan sorunları, ilişkileri ve güç dengelerini nasıl etkilediği büyük bir önem taşımaktadır. 2025 yılı "Aile Yılı" olarak ilan edilmesi, aile olgusunun daha geniş bir perspektiften ele alınmasını ve bu konudaki farkındalığın artırılmasını hedeflemektedir.
Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, "Cilt: 28 Sayı: Özel Sayı" olarak 2026 yılında yayımlanacak olan Aile Yılı Özel Sayısı'na yönelik makale çağrısında bulunmaktadır. Bu özel sayı, aile yapılarını, rollerini ve dinamiklerini inceleyen çalışmalara ev sahipliği yapmayı hedeflemektedir.
Aile ile ilgili çalışmalara olan ihtiyaç, yalnızca bireysel düzeyde değil, toplumsal düzeyde de açıktır. Son yıllarda, aile içi ilişkilerin sağlıklı bir şekilde sürdürülmesi, toplumsal cinsiyet eşitliği, kadın hakları, çocuk sağlığı ve eğitim gibi konular ön plana çıkmış, bu konularda yapılacak bilimsel araştırmaların önemi artmıştır. Aile Yılı Özel Sayısı'nın hazırlanması, bu kritik meselelerin sistematik bir biçimde incelenmesine ve topluma duyurulmasına olanak sağlayacaktır.
Bu özel sayı, aile dinamiklerini, ilişkilerini ve sorunlarını derinlemesine inceleyen, özgün ve yenilikçi çalışmaları bir araya getirerek, alanında önemli bir kaynak oluşturmayı hedeflemektedir. Ayrıca, uzmanların görüşleri ve çeşitli disiplinlerden gelen katkılar sayesinde, aile kavramına dair güncel bakış açıları sunulacak, toplumsal fayda sağlanacaktır.
Aşağıda, özel sayıda kabul edilebilecek (ama bunlarla sınırlı olmayan) güncellenmiş konular listesi yer almaktadır:
• Aile Yapıları ve Değişimi
• Geleneksel ve Modern Aile Rolleri
• Aile İçi İletişim ve İlişkiler
• Ailedeki Psiko-Sosyal Dinamikler
• Aile İlişkilerinde Kültürel Farklılıklar
• Evlilik ve Boşanma Dinamikleri
• Aile ve Çocuk Gelişimi
• Ebeveynlik Stilleri ve Çocuk Üzerindeki Etkileri
• Aile Ekonomisi ve Sosyal Politika
• Aileyi Etkileyen Toplumsal Değişimler
• Aile ve Eğitim İlişkisi
• Ailede Şiddet ve Koruma Mekanizmaları
• Aile İçi Sağlık ve Refah
• Kadınların Aile İçindeki Rolü ve Değişen Dinamikleri
• Kadın Hakları ve Aile İlişkileri
• Kadının Aile Üyeleriyle İlişkileri ve Güç Dinamikleri
• Ailede Cinsiyet Eşitliği
İki bağımsız anonim hakem tarafından değerlendirmeden geçecek makaleler, kabul edilmesi halinde, Aralık 2026'da yayımlanacak özel sayımızda yer alacaktır. Gelecek sayıların dolmuş olması ve süreçte makale yoğunluğunun bulunması nedeniyle dergimiz, özel sayı dışında makale kabulüne kapalıdır. Özel sayı dışında dergimize gönderilen makaleler iade edilecektir.
Saygılarımızla