The period of Caliph ʿUmar (Hz. Ömer) is regarded as a pivotal turning point in the institutionalization of the administrative, fiscal, and economic structures of the Islamic state. The land and tax reforms implemented during this era not only redefined the status of the conquered territories but also secured the fiscal sustainability of the state. In fertile regions such as Iraq, Syria, and Egypt, policies that abolished excessive taxation and property monopolies inherited from previous civilizations improved public welfare and expanded production capacity. Unlike his predecessors, ʿUmar reduced tax rates that had placed heavy burdens on the population, thereby encouraging the producer class and broadening the state’s revenue base. As a result, tax revenues increased significantly — not due to exploitative practices, but as a direct consequence of enhanced agricultural productivity on rehabilitated lands. One of ʿUmar’s most transformative policies was his refusal to distribute newly conquered lands among soldiers, instead designating them as public property. This measure prevented the rise of the landed aristocracy and ensured that the means of production remained accessible to the broader society. Additionally, regulations promoting the revival of unused and barren lands guaranteed the continuity of production. Lands left uncultivated for three years were reclaimed and allocated to new cultivators, a policy that boosted agricultural productivity and reinforced social justice. ʿUmar’s reforms had far-reaching effects beyond the economic sphere, significantly shaping the social structure as well. The establishment of a tax system based on justice and merit reduced income inequality and improved the efficient use of public resources. Furthermore, the creation of the dīwān (administrative register) and the systematic recording of the military population strengthened the administrative capacity of the central government and consolidated state authority. Ultimately, the land and tax reforms of ʿUmar’s era provided the foundation not only for economic growth but also for political stability and social order. These reforms profoundly influenced the evolution of Islamic fiscal policy and public administration in subsequent centuries, leaving a lasting institutional legacy. This study examines the land and tax reforms of ʿUmar’s period from historical, economic, and political perspectives. It also highlights the crucial role of the dīwān system in the formation of the bayt al-māl (state treasury) and its efficacy as a mechanism for maintaining fiscal discipline in the early Islamic state. The scope of the research encompasses the restructuring of landownership in conquered territories, the establishment of a tax system grounded in justice and sustainability, and the social implications of these processes. The significance of this study lies in demonstrating how these reforms shaped not only fiscal outcomes but also transformed social structures and political authority. Its main objective is to reveal the background, implementation, and long-term consequences of these reforms from a comprehensive perspective. A historical-analytical method has been employed, combining classical sources with modern scholarship to provide an in-depth analysis.
Islamic History Baytulmal Divan Institution Public Revenues Caliph Umar
Hz. Ömer dönemi, İslâm devlet teşkilâtının idarî, malî ve ekonomik yapısının kurumsallaşmasında önemli bir dönüm noktası olarak kabul edilmektedir. Bu dönemde gerçekleştirilen arazi ve vergi reformları hem fethedilen toprakların statüsünü yeniden tanımlamış hem de yönetimin malî sürdürülebilirliğini teminat altına almıştır. Özellikle Irak, Suriye ve Mısır gibi verimli arazilere sahip bölgelerde, önceki uygarlıklardan miras kalan yüksek vergilendirme ve toprak tekelini ortadan kaldıran uygulamalar, halkın refah düzeyini artırmış ve üretim kapasitesini genişletmiştir. Hz. Ömer, önceki yönetimlerin aksine, insanları zor durumda bırakan vergi oranlarını düşürerek hem üretici sınıfı teşvik etmiş hem de devletin gelir tabanını genişletmiştir. Bu politikalar sonucunda vergi gelirlerinde önemli bir artış gözlenmiştir. Bu artış, herhangi bir sömürü politikası sonucu değil, ıslah edilen arazilerin tarımsal verimliliğinin artması sayesinde gerçekleşmiştir. Hz. Ömer’in en köklü yeniliklerinden biri, fethedilen yeni toprakların askerlere dağıtılmasını reddederek bu arazileri kamusal mülk hâline getirmesidir. Bu uygulama, toprak ağalığının ortaya çıkmasını önlemiş, üretim araçlarının toplumun ortak kullanımına açık kalmasını sağlamıştır. Ayrıca, boş ve âtıl arazilerin ihyası yönünde getirilen düzenlemelerle üretimin sürekliliği teminat altına alınmıştır. Üç yıl boyunca ekilmeyen arazilerin geri alınması ve başka üreticilere tahsis edilmesi hem tarımsal verimliliği artırmış hem de sosyal adaletin sağlanmasına katkı sunmuştur. Hz. Ömer’in reformları yalnızca ekonomik alanda değil, toplumsal yapıda da önemli sonuçlar doğurmuştur. Vergi tahsilatında adalet ve liyakati esas alan bir sistemin kurulması, gelir dağılımındaki adaletsizlikleri azaltmış, kamu kaynaklarının daha verimli kullanılmasını sağlamıştır. Ayrıca divan teşkilâtının kurulması ve askeri nüfusun kayıt altına alınması, merkezi yönetimin idarî kapasitesini güçlendirmiş ve yönetim otoritesinin pekişmesine zemin hazırlamıştır. Netice itibarıyle, Hz. Ömer dönemindeki arazi ve vergi reformları yalnızca ekonomik büyümenin değil aynı zamanda siyasi istikrarın ve toplumsal düzenin de temelini oluşturmuştur. Bu reformlar, İslâm maliyesi ve kamu yönetiminin sonraki yüzyıllardaki gelişimini derinden etkilemiş ve uzun vadeli bir kurumsal miras bırakmıştır. Bu çalışma, Hz. Ömer döneminde uygulanan arazi ve vergi reformlarını tarihsel, ekonomik ve siyasal boyutlarıyla ele almaktadır. Çalışma aynı zamanda beytülmâlin gelişiminde divan teşkilâtının kritik bir rol üstlendiğini ve erken İslâm devletlerinin malî disiplinini sağlamada etkin bir mekanizma olduğunu vurgulamaktadır. Kapsam olarak, fetihlerle birlikte elde edilen tarımsal arazilerin mülkiyet yapısının yeniden düzenlenmesi, vergi sisteminin adalet ve sürdürülebilirlik ilkeleri çerçevesinde yapılandırılması ve bu süreçlerin toplumsal refah üzerindeki etkileri incelenmiştir. Çalışmanın önemi, erken İslâm devlet teşkilâtının kurumsallaşma sürecine yön veren bu reformların, yalnızca malî sonuçlar doğurmakla kalmayıp aynı zamanda sosyal yapıyı ve siyasi otoriteyi dönüştürme potansiyelinde yatmaktadır. Araştırmanın amacı, bu reformların arka planını, uygulama biçimlerini ve uzun vadeli sonuçlarını bütüncül bir perspektifle ortaya koymaktır. Tarihsel-analitik yöntem kullanılarak klasik kaynaklar ile modern literatür birlikte değerlendirilmiş ve konu derinlemesine analiz edilmiştir.
İslam Tarihi Beytülmâl Divan Teşkilatı Kamu Gelirleri Hz. Ömer
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | İslam Tarihi |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 6 Ekim 2025 |
| Kabul Tarihi | 17 Kasım 2025 |
| Erken Görünüm Tarihi | 6 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 8 Sayı: 2 |
Dergi İletişim: dinbil@alparslan.edu.tr
Din ve Bilim-Muş Alparslan Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Dergisi Creative Commons Atıf-GayriTicari 4.0 Uluslararası Lisansı (CC BY NC) ile lisanslanmıştır.