Bu çalışma; insan olmanın ne anlama geldiğinden hızla uzaklaştığımız, insan değerinin hiçe sayıldığı, sıradan, başıboş, anlamsız ve insanlaşmamış bireylerin giderek arttığı bu yüzyılda, Nurettin Topçu ile Ioanna Kuçuradi’nin düşünsel perspektifinden hareketle ahlâk ve etik meselesini incelemeyi amaçlamaktadır. İçinde bulunduğumuz çağda artan şiddet olayları, küresel sorunlar, savaşlar, açlık ve yoksulluk gibi durumlarla karşı karşıya kalmakta; her gün insanlık dışı manzaralara tanıklık etmekteyiz. Bu noktada, yüzyıllar önce ahlâk ve yaşam üzerine düşünen ve mutlu bir yaşamın yollarını arayan düşünürlerin görüşleri yeniden önem kazanmaktadır. Dolayısıyla ahlâk, insan onuruna yaraşır şekilde, insanın ruhunda ve bedeninde inşa edilmekte; insanca yaşamanın yollarını bizlere sunmaktadır. Bu bağlamda, Topçu ile Kuçuradi’nin felsefî antropolojiye dayanan ahlâk ve etik yaklaşımlarını anlamaya çalışarak çağdaş etik sorunlara ışık tutabiliriz. Sonuç olarak, bu çalışma Topçu ile Kuçuradi’nin öğretileri bağlamında, ahlâkın ya da etiğin bir insanlaşma sorunu olduğuna dikkat çekecektir. Topçu ile Kuçuradi’nin yöntemleri farklılık gösterse de insanın değeri eksenindeki niyetlerinin örtüştüğü görülmektedir. Bu bağlamda, dinî muhafazakâr düşünceye hitaben Topçu’nun metafizik temelli ahlâk çağrısını; seküler etik düşünceye hitaben ise Kuçuradi’nin sistemli etik tutarlılığını birlikte konumlandıracağız.
Bu çalışmanın hazırlanma sürecinde bilimsel ve etik ilkelere uyulduğu ve yararlanılan tüm çalışmaların kaynakçada belirtildiği beyan olunur.
Makalenin konusunun belirlenmesindeki değerli katkılarından dolayı sevgili Nurbanu Coşkun’a ve çalışmanın bazı bölümlerinin düzenlenmesindeki destekleri için sayın Prof. Dr. Emre Arda Erdenk’e teşekkür ederim.
This study aims to examine the issue of morality and ethics through the philosophical perspectives of Nurettin Topçu and Ioanna Kuçuradi, in an age where we are rapidly drifting away from understanding what it means to be human—where human value is disregarded, and individuals become increasingly ordinary, aimless, meaningless, and dehumanized. In our contemporary world, we are faced with growing violence, global crises, wars, hunger, and poverty, and we witness inhumane scenes on a daily basis. At this point, the ideas of thinkers who pondered morality and life centuries ago, and who sought ways to achieve a good life, are regaining importance. Thus, morality is constructed within the soul and body of the human being in a way that befits human dignity and offers us paths to live humanely. In this context, by striving to understand Topçu’s and Kuçuradi’s approaches to morality and ethics grounded in philosophical anthropology, we may shed light on contemporary ethical dilemmas. Ultimately, this study will draw attention to the idea that morality or ethics is fundamentally a matter of becoming human. Although the methods of Topçu and Kuçuradi differ, their intentions converge on the axis of the value of the human being. In this regard, the study will position Topçu’s metaphysical call to morality—appealing to religious and conservative thought—alongside Kuçuradi’s systematic ethical consistency—appealing to secular ethical thinking.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Etik, Türkiye’de Felsefe |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 29 Mayıs 2025 |
| Kabul Tarihi | 19 Ağustos 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 8 Sayı: 2 |
Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi Creative Commons Atıf-GayriTicari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Karamanoglu Mehmetbey University Journal of the Faculty of Letters is lisensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-No Derivative 4.0 International License.