Sanat ve Edebiyat
BibTex RIS Kaynak Göster

Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım ve Özne-İktidar İlişkisi

Yıl 2020, Sayı: 79, 129 - 148, 21.12.2020
https://doi.org/10.32704/erdem.838717

Öz

İnsanlar toplumları inşa ederken ortak bir yaşam düzeni kurmayı
hedeflerler. Bu ortak yaşam düzeni belli bir süre sonra kendini kabul
ettiren bir mekanizma haline gelmiştir. Bu süreçte öncelikle teolojik
temelli bir ön kabul düzeni kurarken sonra aklın ön plana alındığı bir
ön kabul düzeni inşa edilir. Her iki düzende de insanın birey olmasının
engellendiği ortaya çıkar. Nitekim iki medeniyet de kendi istekleri
doğrultusunda biçimlendirdiği bireyler yaratmayı hedefler. Bu durum
karşısında kendi ontik yapısını inşa eden bireyler toplum tarafından
yabancılaştırılır, bu yabancılaştırma sistematik düzeyde işletilerek
bireyin ontik yapısı ehlileştirilmeye çalışılır. Bu durum istenen düzeyde
gerçekleşirse toplum tekrar kabul mekanizmasını çalıştırır. Eğer
istendik özne olunmazsa sıkıntı, bunalım hali ile yaşamaya mahkûm
edilirler. Bu mahkûmiyet süreciyle birlikte kendiliğinin farkına varan
birey bu süreçten sonra istese de istendik özne haline gelemez. Toplumla
birey arasında oluşan bu çatlak belli bir süre sonra bireyi mücadele
etmeye zorlar, bu mücadele önce pasif isyan biçiminde olsa da ontik
serüven sayesinde isyana ve bireyin inşasına kendini bırakır. Kendini
inşa etmeye başlayan birey öncelikle toplumsal normlar ve kendisi
arasındaki uçurumu anlamaya çalışır. Uzun bir anlama serüveninden
sonra bu durumun gerçekleşmeyeceğini anlar. Çünkü çağ itibariyle
modernleşen toplumlar insanı bireysel yolculuktan alıkoymakta ve
tekdüzeleştirmektedir. Bu durumun farkına varan birey akıl ile ruh
arasında sıkışıp kalacak, her ikisinden de istediğini alamayacaktır.
Modern toplumların yaratmaya çalıştığı bireyler, adeta bir makine gibi
yaşamaya zorlanmakla birlikte isyan halinde deli yaftası adı altında
akıl hastanelerine kapatılacaklardır. Nitekim akıl hastanelerinin
de aslında bir tedavi merkezinden ziyade modern toplumların
sosyolojik olarak oluşturduğu kurumlar olduğu burada ortaya çıkar.
Bu sosyolojik kurumun yegâne görevi modern toplumun kurallarına
uymayan bireyleri bir uyum sürecine tabii tutarak normalleştirmedir.
Normal yani doğduğu andan itibaren modern toplumun kurallarını
ön kabulle hayatına katan bireylerin reddiyle oluşacak kaotik durum
böylece engellenmiş olacaktır. Fakat engellenen ve tekdüzeleşen birey
bu süreçle birlikte yaratıcılığını kaybederek insanoğlunun en önemli
özelliği olan soru sorma ve cevap arayıp bulma dürtülerinden de
olacaktır. Böylece kendi olamayan birey kendine ait olmayan aslında
soyut olan kuralların var ettiği toplumda yaşamak zorunluluğu yaşar.
İster istemez bu yapay toplum karşısında farkındalığı olan bireyler
kendini bir acı içinde bulsa da asıl sıkıntının toplumlar içinde
yalnız kalarak veya yalnızlaştırılarak yaşamak ile yüzleşmek zorunda
kalınması fikrini içselleştirir. Bu çalışmada istendik özne yapılmak
istenen yani gözlerini kapayıp vazifesini yapması beklenilen bireyin
toplumsal, edebi izleri Haldun Taner’in Gözlerimi Kaparım Vazifemi
Yaparım adlı eserinden hareketle sürülecektir.

Kaynakça

  • Çelebi, Vedat (2013). “Michel Foucault’da Bilgi, İktidar ve Özne İlişkisi”, Sosyal ve Beşerî Bilimler Dergisi, Cilt: 5, No:1, sf. 512-523.
  • Foucault, Michel (2016). Özne ve İktidar, Çev. Işık Ergüden, İstanbul: Ayrıntı Yayınları.
  • Spivak, Gayatri Chakravorty (2016). Madun Konuşabilir mi?, Çev. Dilek Hattatoğlu- Gökçen Ertuğrul, Ankara: Dipnot Yayınları.
  • Taner, Haldun (2015). Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  • Yüksel, Ayşegül (2013). Haldun Taner Tiyatrosu, İstanbul: Habitus Yayınları.

Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım and The Relationship Between Subject And Power

Yıl 2020, Sayı: 79, 129 - 148, 21.12.2020
https://doi.org/10.32704/erdem.838717

Öz

ABSTRACT
When people build societies, they aim to establish a common life order. This common life order has become a mechanism that makes itself accepted after a certain period of time. In this process, firstly, while establishing a theological-based pre-acceptance order, then a pre-acceptance order is built in which the mind is in the foreground. In both orders, it turns out that the human being is prevented from being an individual. As a matter of fact, both civilizations aim to create individuals that they shape according to their own desires. In the face of this situation, individuals who build their own ontic structure are alienated by the society, this alienation is operated at a systematic level and the ontic structure of the individual is tried to be tamed. If this happens at the desired level, the society runs the readmission mechanism. If the desired subject is not taken, they are condemned to live in a state of distress and depression. With this imprisonment process, the individual who becomes aware of himself / herself cannot become the desired subject even if he / she wants to. This crack between the society and the individual forces the individual to struggle after a certain period of time, although this struggle is in the form of passive rebellion, it leaves itself to the rebellion and the construction of the individual, thanks to the ontic adventure. The individual who starts to construct himself tries to understand the gap between social norms and himself. After a long journey of understanding, he realizes that this will not happen. Because the societies that have modernized as of the age keep people from individual journeys and make them monotonous. The individual who realizes this situation will be stuck between the mind and the soul and will not be able to get what he wants from both. Individuals that modern societies are trying to create will be forced to live like a machine, but will be locked up in mental hospitals under the name of insane in rebellion. As a matter of fact, it is revealed here that mental hospitals are in fact institutions formed
sociologically by modern societies rather than a treatment center. The sole task of this sociological institution is to normalize individuals who do not conform to the rules of modern society by subjecting them to a process of adaptation. Normally, the chaotic situation that will occur with the rejection of individuals who have pre-accepted the rules of modern society from the moment of their birth will be prevented. However, the prevented and monotonous individual will lose his creativity with this process and will also be the urge to ask questions and seek answers, which are the most important characteristics of human beings. Thus, the individual who cannot be himself has to live in a society created by the abstract rules that do not belong to himself. Although individuals with awareness of this artificial society inevitably find themselves in pain, they internalize the idea of having to face living alone or being isolated in societies. In this study, the social and literary traces of the individual, who is expected to be the desired subject, that is, he is expected to close his eyes and do his duty, will be drawn on the basis of Haldun Taner’s work, Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım.

Kaynakça

  • Çelebi, Vedat (2013). “Michel Foucault’da Bilgi, İktidar ve Özne İlişkisi”, Sosyal ve Beşerî Bilimler Dergisi, Cilt: 5, No:1, sf. 512-523.
  • Foucault, Michel (2016). Özne ve İktidar, Çev. Işık Ergüden, İstanbul: Ayrıntı Yayınları.
  • Spivak, Gayatri Chakravorty (2016). Madun Konuşabilir mi?, Çev. Dilek Hattatoğlu- Gökçen Ertuğrul, Ankara: Dipnot Yayınları.
  • Taner, Haldun (2015). Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  • Yüksel, Ayşegül (2013). Haldun Taner Tiyatrosu, İstanbul: Habitus Yayınları.
Toplam 5 adet kaynakça vardır.

Ayrıntılar

Birincil Dil Türkçe
Bölüm Erdem
Yazarlar

Veli İnce Bu kişi benim 0000-0001-6226-8553

Yayımlanma Tarihi 21 Aralık 2020
Yayımlandığı Sayı Yıl 2020 Sayı: 79

Kaynak Göster

APA İnce, V. (2020). Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım ve Özne-İktidar İlişkisi. Erdem(79), 129-148. https://doi.org/10.32704/erdem.838717

ERDEM Dergisi TR Dizin, MLA International Bibliography, EBSCOhost, SOBIAD, ASI (Advanced Science Index) İSAM, DAVET, AYK Dergi Dizini ve Academindex tarafından dizinlenmektedir.

ERDEM Journal is indexed by TR Dizin, MLA International Bibliography, EBSCOhost, SOBIAD, ASI (Advanced Science Index) ISAM, DAVET, AYK Journal Index and Academindex.