İç mekan ve kullanıcısı olan insan arasında karşılıklı güçlü bir ilişki vardır. Bu ilşkinin önemli parçalarından biri ise kimliktir. İnsanın benliğini oluşturan kimlik, sadece bireylerin kendilerini diğerlerinden ayırmasına yardım eden sosyal, psikolojik bir kavram değil aynı zamanda kültürel ve sosyal yapıları da yansıtan ok yönlü mekânsal bir yapıyı da ifade eder. İnsanlar benlik duygusunu yaşadıkları ortamlarla ilişkili bir şekilde geliştirir ve tanımlarlar. Bu anlamda iç mekanlar hem bir ortam hem de kimliğin bir yansıması olarak kabul edilmiştir. Çünkü iç mekanlar insanların çeşitli gereksinimlerini karşıladıkları işlevsel ve estetik ortamlar olmakla beraber semboller, nesneler ve mekânsal düzenlemeler aracılığıyla anlamlar üreten ve ileten metin görevi de görmektedirler. Özellikle insanların içinde yaşamını sürdürdüğü evler, kimlik ve hafızanın biraraya geldiği, bireylerin karakterlerini şekillendiren temel bir alan niteliği taşımaktadır. Evler, mekânsal varoluşlarıyla hafızaya işler ve kimlik inşasının ayrılmaz bir parçası haline gelir. Bu çalışma bu temele dayanarak iç mekan tasarımının kimliğin inşasına ve ifadesine nasıl katkıda bulunduğunu incelemektedir. Betimsel analiz yaklaşımıyla ele alınan çalışmada, Wes Anderson filmlerinden biri olan The Royal Tenenbaums iç mekanları ve karakterleri üzerinden bir durum değerlendirmesi yapılmaktadır. Sinematik bir mekanın hem görsel bir metafor hem de bir anlatı aracı olması sebebiyle bu çalışma aracılığıyla iç mekanların kimlik inşası ve temsil süreçleriyle iç içe geçmişliği ortaya koyulmaktadır.
There is a reciprocal and strong relationship between interior spaces and their users. One of the key components of this relationship is identity. Identity, which constitutes and individual’s sense of self, is not only a social and psychological construct that helps distinguish individuals from others, but also a multifaceted spatial phenomenon that reflects cultural and social structures. People develop and define their sense of the self in relation to the environments in which they live. In this regard, interiors are considered both as physical and aesthetic environments that fulfill various human needs, but also texts that generate and convey meanings through symbols, objects, and spatial arrangements. In particular, houses where individuals sustain their daily lives, serve as fundamental domains where identity and memory converge, shaping personal character. With their spatial existence, houses embed themselves into memory and become an inseparable part of identity construction. Based on this premise, the present study investigates how interior design contributes to the construction and expression of identity. Employing descriptive analysis approach, the study conducts a case evaluation of the interiors and characters in Wes Anderson’s film The Royal Tenenbaums. As cinematic spaces. By virtue of cinematic space functioning both as a visual metaphor and as a narrative device, this study reveals the entanglement of interior spaces with processes of identity construction and representation.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | İç Mimarlık |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 29 Eylül 2025 |
| Kabul Tarihi | 19 Kasım 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 26 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Sayı: 8 |
Necmettin Erbakan Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Mimarlık Fakültesi
Adres: Köyceğiz Yerleşkesi Güzel Sanatlar ve Mimarlık Fakültesi Dekanlığı, Köyceğiz Mah., Demeç Sok., No:39/2 Meram /KONYA • E-posta: konyasanat@erbakan.edu.tr
Konya Sanat Dergisi Creative Commons Atıf-GayriTicari 4.0 Uluslararası Lisansı (CC BY NC) ile lisanslanmıştır.
e-ISSN: 2667-789X