The conservation of natural habitats is crucial for understanding environmental impacts and maintaining ecological balance. In this context, raising societal awareness of nature and addressing the ethical dimensions of human-animal relationships are of great importance. Throughout history, animals have been used to meet humans' basic needs; however, today, they are also considered part of emotional and social bonds. Civil society movements aiming to improve animal welfare and combat mistreatment play a significant role in this area. In education, utilizing outdoor learning environments can help students develop sensitivity towards the natural environment and animal welfare. Such environments are valuable for observing abstract concepts in practice and supporting them with concrete experiences. Within this framework, a study was conducted to examine the perceptions of biology teacher candidates towards animals in captivity. The research employed a qualitative case study design and was carried out with a sample of 60 biology teacher candidates from a state university in Ankara. Over four weeks, the participants were presented with four different scenarios and open-ended questions related to animals in captivity. The collected data were analyzed using content analysis, revealing that the participants' perceptions of captive animals could change over time. While a minority argued that living in captivity is unethical and emphasized the need to improve living conditions, the majority supported artificial environments established for the protection of captive animals. Overall, the findings indicate a decline in anthropocentric perspectives and an increase in ecocentric viewpoints over time. This study is expected to contribute to the education of biology teacher candidates and offer a unique perspective to the literature in this field.
Doğal yaşam alanlarının korunması, çevresel etkilerin anlaşılması ve doğal dengenin sağlanması açısından kritik bir öneme sahiptir. Bu bağlamda, toplumda doğa bilincinin artırılması ve insan-hayvan ilişkilerinin etik boyutlarının ele alınması önem taşımaktadır. Tarih boyunca hayvanlar insanların temel ihtiyaçlarını karşılamak için kullanılmış, günümüzde ise duygusal ve sosyal bağların bir parçası haline gelmiştir. Hayvan refahını artırmayı ve kötü muameleye karşı mücadele etmeyi amaçlayan sivil toplum hareketleri bu konuda önemli bir rol üstlenmektedir. Eğitimde okul dışı öğrenme (ODÖ) ortamlarının kullanılması, öğrencilerin doğal çevreye ve hayvanların refahına duyarlılık kazanmalarına katkı sağlayabilir. Bu tür ortamlar, soyut kavramların pratikte gözlemlenmesi ve somut deneyimlerle desteklenmesi açısından değerlidir. Bu çerçevede gerçekleştirilen bu araştırma, biyoloji öğretmen adaylarının esaret altındaki hayvanlara yönelik algılarını incelemeyi amaçlamıştır. Ankara’da bir devlet üniversitesinde öğrenim gören 60 biyoloji öğretmeni adayından oluşan çalışma grubu üzerinde, durum çalışması deseni kullanılarak nitel bir araştırma yapılmıştır. Araştırma kapsamında dört farklı senaryo ve açık uçlu sorular, öğretmen adaylarına dört hafta boyunca uygulanmıştır. Veriler içerik analizi yöntemiyle incelenmiş ve öğretmen adaylarının esaret altındaki hayvanlarla ilgili algılarının zaman içinde değişebileceği gözlemlenmiştir. Azınlık bir grup hayvanların esaret altında yaşamının etik olmadığını savunurken, çoğunluk yapay koruma ortamlarına destek vermiştir. Genel olarak, insan merkezci düşüncelerin azaldığı ve ekosentrik bir bakış açısına yönelimin arttığı tespit edilmiştir. Bu araştırmanın, biyoloji öğretmen adaylarının eğitimine katkı sağlayabileceği ve bu alandaki literatüre farklı bir perspektif sunabileceği belirlenmiştir.
Esaret altındaki hayvanlar biyoloji öğretmen adayları esaret
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Biyoloji Eğitimi |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 1 Ağustos 2025 |
| Kabul Tarihi | 6 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 30 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 10 Sayı: 2 |
Google Scholar