Bu çalışmanın amacı, Latin Amerika edebiyatının en önemli isimlerinden biri olan Kolombiyalı yazar Gabriel García Márquez’in Işık Su Gibidir adlı kısa öyküsünü, Fransız düşünür ve yazar Gaston Bachelard’ın mekân fenomenolojisi perspektifinden çözümlemektir. Öncelikle kuramsal çerçevede, Bachelard’ın Mekânın Poetikası adlı eserinde geliştirdiği “ev ve evren”, “içsel uçsuz bucaksızlık”, “içerisi ile dışarısının diyalektiği” ve “minyatür” kavramları benimsenerek öykünün mekânsal dinamikleri analiz edilmektedir. Çalışma, öyküde Madrid’deki bir apartman dairesinin, çocuk karakterlerin hayal gücü aracılığıyla sınırsız bir okyanus deneyimine nasıl dönüştüğünü incelemektedir. Cartagena ile Madrid arasındaki mekânsal karşıtlık topofili kavramı ile ilişkilendirilerek, ışığın suya dönüşümü içsel uçsuz bucaksızlık bağlamında yorumlanmaktadır. Evdeki mobilyaların adalara, sandalın ise minyatür bir kozmosa evrilmesi, yaşanmış mekânın fiziksel sınırlarının aşıldığını göstermektedir. Öykünün trajik sonunda içerisi ile dışarısı diyalektiğinin çöküşü, evin koruyucu işlevini yitirmesiyle somutlaşmaktadır. Bu çerçevede çalışma, öykü ile Bachelard’ın fenomenolojik mekân düşüncesi arasındaki etkileşime odaklanmakta ve Latin Amerika edebiyatının Avrupa kökenli yaklaşımlarla çok boyutlu bir değerlendirmeye açık olduğunu göstermektedir.
This study aims to analyze the short story Light Is Like Water by Gabriel García Márquez, one of the most prominent figures in Latin American literature, through the perspective of Gaston Bachelard’s phenomenology of space. The theoretical framework includes the concepts of “house and universe,” “intimate immensity,” “the dialectics of inside and outside,” and “miniature,” as developed in Bachelard’s The Poetics of Space, to explore the narrative's spatial dynamics. The study investigates how the Madrid apartment in the story transforms into a limitless oceanic experience through the child protagonists’ imagination. The spatial contrast between Cartagena and Madrid is interpreted through the idea of topophilia, while the transformation of light into water is examined within the concept of intimate immensity. The conversion of household furniture into islands and the rowboat into a miniature cosmos show how lived space exceeds its physical boundaries. In the tragic ending of the story, the collapse of the inside-outside dialectic becomes tangible through the loss of the home’s protective role. Within this framework, the study emphasizes the interaction between the story and the concept of phenomenological space, proposing that Latin American literature remains open to multidimensional interpretations using European theoretical approaches.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | İspanyol Dili, Edebiyatı ve Kültürü |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 5 Ocak 2026 |
| Kabul Tarihi | 15 Mart 2026 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Mart 2026 |
| DOI | https://doi.org/10.37999/udekad.1856389 |
| IZ | https://izlik.org/JA29ZY86ZA |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2026 Cilt: 9 Sayı: 1 |
* Hakemlerimizin uzmanlık alanlarını detaylı olarak girmesi süreçte hakem ataması açısından önem arz etmektedir.