Bu çalışma, dijital çağda artan veri üretimi ve arşivleme pratikleri bağlamında unutmanın sinemadaki estetik ve epistemolojik konumunu incelemektedir. Günümüzde bellek, dijital aygıtlar ve yapay zekâ sistemleri aracılığıyla giderek dışsallaşmakta; bu durum ‘dijital amnezi’ olarak adlandırılan yeni bir unutma biçimini görünür kılmaktadır. Çalışmanın amacı, sinemanın hatırlamak yerine unutma üzerinden nasıl yeni bir estetik ve duygulanımsal deneyim alanı inşa ettiğini ortaya koymaktır. Bu doğrultuda Eternal Sunshine of the Spotless Mind (Michel Gondry, 2004) ve After Yang (Kogonada, 2021) filmleri, çalışma birimleri (durumlar) olarak belirlenmiştir. Araştırma, nitel yöntemle tematik içerik analizi ile anlatısal ve zamansal yapı çözümlemesine dayanmaktadır. Bulgular, insan belleğinin travmatik ve dağınık bir unutma estetiğiyle; yapay belleğin ise sistematik, sessiz ve arşivsel bir unutma biçimiyle temsil edildiğini göstermektedir. Bu çerçevede çalışma, dijital çağda sinemanın belleği hatırlama merkezli bir anlatıdan uzaklaştırarak, unutmayı estetik ve duygulanımsal bir deneyim alanı olarak yeniden konumlandırdığını göstermektedir.
Dijital Amnezi Bellek Yapay Zekâ Eternal Sunshine of the Spotless Mind After Yang
This study examines the aesthetic and epistemological position of forgetting in cinema within the context of increasing data production and archiving practices in the digital age. Today, memory is increasingly externalized through digital devices and artificial intelligence systems; this condition reveals a new form of forgetting referred to as “digital amnesia.” The aim of the study is to examine how cinema reconfigures a new aesthetic and affective experiential space through forgetting rather than remembering. In this regard, the films Eternal Sunshine of the Spotless Mind (Michel Gondry, 2004) and After Yang (Kogonada, 2021) were selected as the cases for analysis. The study adopts a qualitative research design based on thematic content analysis and narrative and temporal structure analysis. The findings indicate that human memory is represented through a traumatic and fragmented aesthetics of forgetting, whereas artificial memory is represented through a systematic, silent, and archival mode of forgetting. In this respect, the study demonstrates that, in the digital age, cinema shifts memory away from a remembrance-centered narrative and repositions forgetting as an aesthetic and affective field of experience.
Digital Amnesia Memory Artificial Intelligence Eternal Sunshine of the Spotless Mind After Yang
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | İletişim ve Medya Çalışmaları (Diğer) |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 9 Aralık 2025 |
| Kabul Tarihi | 22 Ocak 2026 |
| Yayımlanma Tarihi | 30 Nisan 2026 |
| DOI | https://doi.org/10.32739/etkilesim.2026.9.17.343 |
| IZ | https://izlik.org/JA67JT63MK |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2026 Sayı: 17 |


Bu eser Creative Commons Atıf-GayriTicari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.