Türkiye ekonomisinde son on yılda kalıcı yüksek enflasyon olgusu, politika yapıcılar ve literatür açısından giderek daha karmaşık bir makroekonomik problem hâline gelmiştir. Yakıt fiyatlarındaki oynaklık, kur geçişkenliği ve genişleyici kamu harcamaları gibi unsurların fiyatlama davranışlarını nasıl etkilediği özellikle COVID-19 sonrası dönemde daha da belirginleşmiş, ancak bu değişkenlerin birlikte ele alındığı kapsamlı ampirik çalışmalar sınırlı kalmıştır. Bu çalışma, söz konusu boşluğu doldurmak amacıyla, Türkiye’de enflasyon dinamiklerini belirleyen temel makroekonomik unsurları yakıt fiyatları, döviz kuru ve kamu harcamaları ekseninde analiz etmektedir. Araştırmanın temel amacı, hem uzun dönem yapısal ilişkileri hem de kısa dönem arz-maliyet baskılarını ayrıştırarak enflasyonun işleyiş mekanizmasını ortaya koymaktır. Çalışmada 2014:03–2024:10 dönemine ait aylık veriler kullanılmış, tüm seriler logaritmik forma dönüştürülmüş ve analiz ARDL sınır testi çerçevesinde yürütülmüştür. Öncelikle değişkenler arasındaki uzun dönem eşbütünleşme ilişkisi test edilmiş, ardından uzun ve kısa dönem katsayıları yorumlanmıştır. Bulgular, kamu harcamalarının uzun dönemde fiyat düzeyi üzerinde istikrarlı ve anlamlı bir yukarı yönlü baskı oluşturduğunu göstermektedir. Buna karşılık, benzin ve motorin fiyatlarının uzun dönem etkileri istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Döviz kuru, uzun dönemde pozitif ancak sınırlı bir etki yaratırken, pandemi kuklası ve etkileşim terimleri anlamlı değildir. Kısa dönemde ise gerek yakıt fiyatları gerekse döviz kuru, belirgin maliyet itişli enflasyonist etkilere yol açmaktadır; özellikle gecikmeli kur geçişkenliği daha güçlüdür. Sonuçlar, Türkiye’de enflasyonun kısa dönemde dışsal maliyet şoklarına duyarlı, uzun dönemde ise talep yönlü-fiskal baskılarla beslenen çift kanallı bir yapıya sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Bu çerçevede, kalıcı fiyat istikrarı için kur istikrarı, mali disiplin ve öngörülebilir enerji fiyatlaması kritik politika bileşenleri olarak öne çıkmaktadır.